Bilgi Bankası - Eksen Çevre Sağlığı ve Düzenlemesi İlaçlama Dış Tic. İnş. Ltd. Şti

Bilgi Bankası

 

 

Amerikan hamam böceği kendi türleri arasında en büyük olan tür Amerikan hamam böceği türüdür. Amerikan hamam böceği genel olarak 3 - 4cm boyundadır. Amerikan hamam böceklerinin baş kısmında çok uzun 2 adet antenleri var ve bu antenler kendi boyundan daha uzun yapıdadır.Amerikan hamam böcekleri tek başına yaşamazlar ve bulunduğu yerde toplu halde yaşarlar. Amerikan hamam böceği rengi ya kızıl kırmızısı veya sarımtırak bir renktedir. Genel olarak bir Amerikan hamam böceği 1,5 - 2 yıl kadar yaşar. Hamam böcekleri geceleri çok aktif olurlar ve beslenmesini genellikle gece yaparlar. Gündüzleri ise bulunduğu kısımların kenar kuytu bölgelerinde saklanırlar. Amerikan hamam böceği evlerimize dış ortamdan gelir ve ev ortamına yerleştikten sonra çok hızlı bir şekilde ürer ve çoğalır. Hamam böcekleri iyi beslenme ardından yaptıkları ilk iş hemen çiftleşmek ve çoğalmaktır.
Amerikan hamam böceği çiftleştikten sonra 100'lerce yumurta bırakır ve yumurtasını evin kenar kuytu bölgelerine, ev çatlaklarına, parke aralarına, lavabo ve mutfak tezgâhı altına bırakır.
Amerikan hamam böceği ilaçlanması diğer hamam böceği türleri ile aynıdır. Amerikan hamam böceği ilaçlanmasında hem sıvı ilaçlar kullanılmakta hem de jel tarzı ilaçlar kullanılmaktadır.
Amerikan hamam böceği ile mücadele ettiğiniz zaman mutlaka ilaçlama firması ile çalışınız. Amerikan hamam böceğine müdahalede geç kalmayın. Çünkü Amerikan hamam böceği çok çabuk üreyen ve çok sayıda çoğalan bir tür olduğu için evleri kısa zaman içinde istila ederler. Hamam böcekleri ölüm halinde dahi yumurta bırakacak kadar sağlam bir yapıya sahip aynı zamanda kafaları kopsa dahi 1 hafta kadar yaşayabilirler.
İnsanlara birçok hastalık bulaştırdıkları için amerikan hamam böcekleri ile mutlaka mücadele edilmeli ve ilaçlama yapıp bunlar yok edilmeli.

 

 

FARE omurgalı hayvanlar gurubu içinde incelenen küçük yapılı kemirgen hayvanlardır. FARELERİN beslenmesi ve üreme şekli diğer canlılardan farklıdır.  FARE hayvanının çok gelişmiş bir biyolojik yapısı vardır. İnsana gen yapısı olarak en çok benzeyen hayvan FAREdir. İnsan ve FARE geninde toplamda 46 kromozom bulunur bu bakımdan insanlar açısından çok önemli bir hayvandır. FARE genel olarak şu özelliklere sahip bir canlıdır.

 

FAREnin toplamda dört ayağı bulunur ve her ayağında 5 adet parmağı bulunur ve her parmağın uç kısmında ise sert tırnakları vardır. FARE haşeresinin bedeninin sonunda kuyrukları bulunur ve türüne bağlı olarak bazen vücudun 2 katı kadar uzun olabilmektedir. FARE haşeresinin baş kısmında 2 adet kulak, 2 tane göz, 1 burun ve birde ağız yapıları vardır. FARE haşeresinin kulakları çok hassastır ve en ufak sesleri dahi duyarlar. FAREnin burnu da çok keskindir ve çok uzaktaki besinin kokusunu rahatlıkla algılayabilir. FARELERin ağzında sıralı kemirgen dişler bulunur ve çok keskindir. FARE besine ulaşmak için önüne çıkan her şeyi kemirir. Öyle ki hatta mermeri dahi kemirir. FAREnin dişleri bu kemirme aşamasında incelir ve körelir. Fakat FAREnin salgıladığı özel bir enzim sayesinde FAREnin dişleri kendisini yeniliyor. Bu sayede FARELERin dişleri yok olmuyor.
FARELER besin olarak hem bitkisel beslenir hem de hayvansal besinler ile beslenir. Bu bakımdan aç kaldıklarında her türlü maddeyi kemirerek yerler. Her FARE çeşidi ve türü bulunduğu ortama bağlı olarak farklı besinleri kullanır. FARELER bazen etrafta bırakılan yemeklerden, bazen yakaladıkları ufak böceklerden, bazen de bitkilerin kökleri ve sebzelerini besin olarak kullanır.
FARELER doğal ortamda her kısımda rahatlıkla bulunur ve dünyanın her kıtasında yaşayan hayvanlardır. FARELER türlerine bağlı olarak tarlalarda, ormanlık alanlarda, ekinler arasında, yeşillik alanlarda, bahçelerde, pis lağım sularlında, suda, ev içlerinde, bina bodrum ve çatılarında olmak üzere birçok ortamda FAREye rastlamak mümkündür.
FARE haşeresi yalnız yaşamayı sevmez. Genel olarak FARELER toplu halde yaşarlar. FARE hayvanı yuvasını toprağın deriliğine kazar ve beslenmediği zamanlarda bu yuvasında dinlenerek zamanını geçirir.
FARE haşeresinde üreme ve çiftleşme çok farklıdır. FARE türüne bağlı olarak yılda 6 - 10 defa ürer yine FARE türüne bağlı olarak her defasında 8 - 10 tane canlı yavru doğurur. FARE haşeresi memeli bir hayvandır. FARE haşeresi doğumdan sonra belli bir müddet yavrularını süt ile besler. Bazı FARE türleri insanlar uyurken insanları kemirir ve insanlar bunu fark etmez. FAREnin tükürük salgısı narkoz etkisindedir. Bu bakımdan FARE insanları kemirdiği zaman insanlar bunu fark etmezler. FARELER her alanda insana zarar verirler. Bazen insanı kemirerek zarar verirler bazen sadece insanların ekinlerine zarar verirler, bazen de insanlara birçok hastalık bulaştırarak zarar verirler.
FARELERden insana bulaşan belli başlı hastalıklar şunlardır. Tifüs hastalığı, Veba hastalığı, Listeriosis, Lyme, Grip, Verem, şap hastalığı, FARE ısırığı hastalığı olmak üzere birçok hastalık insanlara FARELER vasıtası ile bulaşmaktadır.
Bu bakımdan ev ve iş yerlerinde FARE ile karşılaştığımızda yapmamız gereken bu FARELER ile mücadele etmektir. FARE ile mücadelede en etkin yöntem ilaçlama yöntemidir. İlaçlama şirketi olarak 7 gün 24 saat ilaçlama konusunda hizmetinizdeyiz. Size bir telefon kadar yakın şirketimize ulaşın tüm haşere ve böcek sorununuza en kısa zamanda çözüm bulalım.

 

 

Hamamböcekleri

Dünyadaki son büyük nükleer deneme ozon tabakasını yok eder ve hamam böcekleri evrim geçirir. Dünyanın her yeri gelişmiş zeki hamam böcekleri ile dolmuştur. Hamam böceği uygarlığının teknolojisi ses titreşimi teknolojisine dayanmaktadır ayrıca hamam böcekleri yeryüzünde artık kalan dna örneklerini kullanarak nanit teknolojisine bağlı mikro robotların -ki bunların da hepsi küçük böcekler gibidirler- türlü laboratuvarlarda besin üretimi için eski canlılardan üretmektedirler.

 

Tabi bunların içinde insanlar da mevcut olsa da bir insanın besin değeri açısından bir diğer hayvandan farkı olmadığı gibi, zeki oldukları da hamam böcekleri tarafından bilinmez. Çünkü hamam böceklerine göre zekanın evrimi, antenlerin gelişim derecesi ve oksiijensiz radyo aktif ortama uygun türlerin ortaya çıkmasına bağlıdır. Bunun yanı sıra hamam böceklerinin de kendilerine göre bazı toplumsal sorunları yok değildir. Örneğin son yıllarda erkekler bazı hukuki haklara kavuşmuş olsalar da hala şiddete ve aşağılanmaya maruz kalmaktadırlar. Yer yer bazı dişiler tarafından afiyetle yenmektedirler ve bunun hamam böceği haklarına aykırı olduğuna dair bazı inançlar oluşmaya başlamıştır toplumda.

 

Bu arada bazı radikal erkek hareketleri gelecekte birgün ataerkil veya eşitlikçi bir hamam böceği uygarlığı olabileceğini umut etse de hamam böceklerinin evrimi ve yaşamında bu çok saçmadır. Çünkü erkekler hem güçsüzdürler, hem yumurta yapamazlar hem de organize etmeyi bilmediklerinden (yumurta platformları) bu pek mümkün görünmemektedir. Ancak yine de erkekleri sadece ayak işlerinde ve dölleme gerektiğinde kullanmak da pek adil değildir buna bir çözüm bulunmalıdır.

 

--

Karasinek

Genellikle koyu gri ve siyah renkte olan Karasinek, sahip olduğu kırmızı birleşik göz ya da petek göz (oculi compositi) yapısı ile dikkat çeker. Gözler yaklaşık olarak 4000 ommatidiumdan (bir çeşit nokta göz) oluşmaktadır.

Karasinek (Musca domestica), İki kanatlılar (Diptera) takımının Muscidae familyasından böcek türü.

Uzunluğu 5-8 mm arasında değişen, rengi genel olarak koyu gri ve siyah olan ve uçabilen bir sinek türü. Pis yer, temiz yer, açık alan, kapalı alan arasında ayrım gözetmeden hemen hemen her yerde yaşayabilir.

Yerleşim bölgelerindeki bütün sineklerin % 90’ını meydana getirir. Kutuplar’dan Ekvator’a doğudan batıya yayılmış durumdadır. Karasinek insanların yaşadığı en soğuk iklimden en sıcak iklime kadar bütün meskûn yerlerde bulunabilir. Çünkü bunlar, yaşayabilmek için gerekli şartları ancak insanların ve insanlarla birarada bulunan hayvanların yaşadıkları yerlerde bulur. Özellikle yaz aylarının o sıcak günlerinde sürekli savaş halinde olunmasına neden olabilmektedirler.

Karasinek, bütün uçucu böcekler içinde, arka kanatlarının değişimiyle oluşan halter denen denge orhanı sayesinde, en üstün uçma kabiliyetine sahip usta bir “hava akrobatı”dır. Havada harika bir şekilde zikzaklar çizerek uçabilir; beklenmedik, ani ve sert kavisler ve dönüşler yapabilir; ne kadar elverişsiz ve kaygan olursa olsun, her türlü zemine, yüzeye rahatlıkla konabilir. Dikkat çeken en önemli özelliklerinden birisi, bulunduğu noktadan dikey olarak havalanabilmesi ve pencereye, duvara, tavana aynı anda konabilmesidir. Sineklerin yer çekiminine karşı koyabilmesinin sırrı, bacaklarının son kısmının çengel şeklinde yaratılması ve çengellerinin uç bölümünün çok küçük vantuzlarla donatılmasıdır. Bir deri tabakasıyla kaplı olan vantuzlar, herhangi bir yüzeyle temasa geçerse, salgılanan yapışkan bir sıvı ile sinek tavana asılı kalır. Tavana doğru yaklaştığında, bacaklarını öne doğru uzatır ve tavana dokunur dokunmaz, geldiği yönün tam aksine takla atarak, karın üstü bir vaziyette tavan yüzeyine tutunur.

Her türlü gıda ve çöp artıklarıyla beslenirler ve ortalama 3 km uçarak çevrede insanların yaşadığı her yeri istila ederler ve vucutlarında çok çeşitli hastalık mikropları taşıdığı için her dolaştığı şeye mikrobu bulaştırırlar. Zira her 5 dakikada bir gezdiği yerlere dışkı bırakırlar. Kolera, diyare, dizanteri, hepatit, çocuk felci, gıda zehirlenmeleri, salmonelloz, verem gibi hastalıkları bulaştırır.

Dış iskelet

Bütün böceklerde olduğu gibi, bir iç iskelet sistemine sahip olmayan karasineğe bunun yerine muazzam mekanik avantajlar sağlayan kitinden yapılmış bir dış iskeletleri bulunmaktaddır. Bu sert kabuk, sineğin, kanatları saniyede 200 defa çırpmasını sağlar. Kanatların yüzeyinde ve başının arka kısmında bulunan hassas duyu organları (anten), uçuşla ilgili mesajları anında beyne nakleder. Mesela, sinek, uçuş esnasında yeni, farklı bir hava akımına maruz kalırsa, bu duyu organları hemen beyne gerekli sinyalleri iletirler. Kaslar da beyinden gelen bu sinyallere göre kanatlan, yeni duruma uygun harekete geçirir. Bu sistem, günümüzün modern uçaklarına ilham kaynağı olmakta şimşek gibi hızlı manevralarla, kendisini yakalamak isteyenleri çileden çıkaran sineği vurmak için kullandığımız sineklik ile çok defa ıskalamamızın sebebi, bu harikulade duyu organlarıdır. Sinek bunlarla, sinekliğin havada meydana getirdiği yeni hava akımını hemen algılar ve bu durumun bir tehlike oluşturduğunu anlayarak, ani bir hareketle uçup, kurtulur. Reflekslerinin, yani ani hareket kabiliyetinin, insandan 10 kat fazla olduğu kabul edilir.

Üreme

Kara sinek larvası

Karasinekler yumurtalarını dışkılara, çöplüklere, özellikle sıcak ve nemli yerlere bırakırlar. Yumurtalar bir günden kısa bir sürede çatlar ve larvalar çıkar. Larvalar bir iki hafta içinde pupa evresine girerler. Pupa evresinde başkalaşmaya uğrayarak birkaç günde kanatlı erişkin biçimlerini alırlar.

Çöp ve gübre gibi nemli organik madde bulunan yerlere 100-150 tanesi yığın halinde yumurtalarını bırakır. Çıkan larvalar organik maddelerle beslenir ve sıcak havada ortalama 7-8 günde sinek olarak uçar. Çok çabuk ürerler.

Karasinek, kısa ama yoğun ve üretimli bir hayat sürer. Eğer yumurtaları 25 derece sıcaklıktaki nemli bir yere bırakılırsa yumurtalar, 10 saat gibi kısa bir zaman zarfında açılırlar. Kurtçuklar ancak sıvı maddelerle beslenirler. Bunlar katı yiyecekleri sıvı hale dönüştürebilmek için kendileriyle ortak yaşayan bakterilere muhtaçtır. Bunlarla beraber nimf (larva) haline girmek üzere olan kurtçuk, orta bağırsağın son kısmından, sindirim borusu boyunca yol alan bakterilerin çoğunu yok edebilecek bir asit salgılar. Kalan bakterileri de tam nemf kundağından çıkarken orada bırakır ve sinek böylece tam asepsili (mikroptan arınmış) olarak dünyaya gelir. Metamorfoz (başkalaşım) geçirip, erişkin sinek haline gelebilmeleri için ise lüzumlu olan 40 °C sıcaklıktaki mekânlara yönlendirilirler. Bu ortamda 6 gün içinde iki metamorfoz geçirip, erişkin sinek olurlar. Bir defada yaklaşık olarak 100’ün üstünde, hayatı boyunca da 600-1000 yumurta bırakabilen dişi karasinek, larva döneminden sonraki üç gün içerisinde, çok rahatlıkla yeniden yumurta bırakabilir. Karasinekler bu ritimleriyle çok hızlı ürerler. Belki sağlık ve temizlik memuru olduklarından, bu ehemmiyetli vazifelerinden ötürü çoğalmaları gerekir denilebilir. Çünkü bir kitap bile kıymeti nispetinde nüshaları çoğaltılır ve baskısı arttırılır. Nisan ayı ortalarında yumurtasını bırakan bir karasinekten gelen neslin, aynı yılın Eylül ayı ortalarında bıraktığı yumurta sayısı 5 trilyonu geçer. Başka bir ifadeyle, bir gramın % 1’i ağırlığındaki (yaklaşık olarak 70 sinek 1 gr ağırlığındadır) bir sineğin devamı olan nesillerden 80 bin ton ağırlığında bir sinek ordusu meydana gelir.

Beslenme

Karasinek uçuş esnasında epey enerji sarfettiğinden, vücut sıvısının şeker oranında büyük miktarda düşüş meydana gelir. Uyarıcı sistemler bu hayati öneme haiz durumu beyne iletirler. Havada tur atarken, koku alıcılarıyla besinlerin yerini tayin etmeye çalışır. Besin kokusu arttığında da “iniş programını” harekete geçirir. İndiği yerde, ayaklarındaki tat alma organı besinin tatlı, tuzlu veya ekşi olup olmadığını algılar ve beyne iletir. Bunlar karasineğin tercih ettiği besin cetveline uygun tatta ise, beyinden, hortumun çıkması ve emilme işleminin yapılması emri gelir. Çevresi kalın duvarlarla çevrili olan hortumla, sıvı besinler emilmeye başlanır. Besin ne kadar şekerli ise o kadar çok emilir. “Yiyecek maddelerine dadanan inatçı sinek” ününe sahip karasineğin ağzının içinde iki tüpçük bulunur. Bu tüpçüklerden biriyle sıvı yiyecekleri emer, diğeriyle de içinde enzimler bulunan tükürük salgılar. Yağları, karbonhidratları ve proteinleri kolaylıkla hazmeden karasinek, çok sevdiği sert yiyecekleri sıvı hale dönüştürmede bol miktarda tükürük salgılamak durumundadır. İşte bu sebeple de yiyeceklerin üzerine dışkısıyla beraber bol miktarda tükürük bırakır. Daha sonra bir başka karasinek, aynı dışkının üstüne konduğunda, önceki karasineğin tükürüğünü de emer ve böylece bakteriler ikinci karasineğe de bulaşır. Bunun aracılığıyla da daha geniş alanlara yayılır. Ağzının çevresinde ve ayaklarında 20 milyonu aşkın bakteri taşıyabilen karasinek, sadece bir günde 25-50 defa dışkı bırakır.

--

Kulağa kaçan böcekleri yapı olarak diğer böceklerden farklı bir yapıya sahip canlılardır. Genel özelikleri bakımından Kulağakaçan böcekleri, bedeninin alt kısmında 6 ayağı bulunur, Kulağakaçanın başının üst kısmında toplamda 4 adet antenleri bulunur ve 2 tanesi büyük 2 tanesi ise küçük yapıdadır. Kulağa kaçanın karın kısmı çok geniştir ve bedeninin arka tarafında bir adet kıskacı bulunur. Bu kıskaçlar çok pasif olup genellikle ufak böcek ve haşere türlerini dahi yerler. Kulağakaçan haşeresi üzerinde çok ufak kanatları bulunur.

 
Renk olarak genellikle kızıl, kahverengi, siyah veya sarımsı bir renkte olurlar. Fakat diğer renklerde olanlarda vardır. Kulağakaçan böcekleri beslenmesine bağlı olarak farklı boylarda olabilirler. Bazı türleri 3 - 5mm kadar olurlarken bazı türleri de 1 - 2cm kadar olurlar. Kulağakaçan böcekleri beslenmesinde hem otçuldurlar hem de etçildirler. Kulağa kaçan böcekleri bitkilerin taze aksanlarını kemirip yedikleri gibi taze meyve ve sebzelerin de suyundan beslenirler. Ayrıca Kulağakaçan böcekleri hem yakaladıkları ufak böcek türlerini hem de ölü hayvan etinden de beslenirler. Kulağakaçan böcekleri çok çabuk ürerler ve çok sayıda çoğalırlar. Bu böcekler ile mutlaka mücadele edilmesi gerekir. Aksi takdirde bu böcekler sebze ve meyveler oldukça zarar verirler.
Kulağa kaçan böcekleri evlerimize farklı şekillerde gelirler. Bunlar ya pazardan alınan meyve ve sebzelerle gelirler ya da evlerin önündeki yeşilliklerden ve meyve ağaçlarından gelirler. Kulağakaçan evlere geldiğinde insanlar için tehlikeli olabilmektedir. İnsanlar uyurken insanın ağızlarına burnuna ve kulağına kaçabilirler. Bu esnada kulak zarlarına zarar verebilirler ve soluk borusunu tıkayabilirler yani insanlar için çok tehlikeli olurlar.
Kulağa kaçan böceği ilaçlaması çok kolay yapılan bir ilaçlamadır. Fakat bireysel yapıldığında veya bilinçsizce ilaçlama yapıldığında insanlar için çok tehlikeli olabilir.
Bu bakımdan hangi haşere olursa olsun mutlaka ilaçlanması için profesyonel ilaçlama şirketi ile çalışın. Çünkü ilaçlama şirketi olarak kullandığımız bütün ilaçlar sağlık bakanlığı onaylı ilaçlar olup şirketimiz bünyesindeki ziraat mühendisi kontrolünde hazırlanmaktadır. Ayrıca ilaçlama elemanlarımız ilaçlama konusunda eğitim almış bilgili ve kültürlü kişilerdir.
Kulağa kaçan haşeresi için kullanılan ilaçlar genellikle sıvı ilaçlar olup püskürtme ve sisleme yöntemi ile uygulanır. Kulağa kaçan böcekleri için kesinlikle jel ve benzeri ilaçlar kullanılmaz.

 

--

Oryantal hamam böceği adında anlaşıldığı gibi siyah renkli bir hamam böceği türüdür. Kara Fatma diğer adıyla (ORYANTAL HAMAM BÖCEĞİ) diğer hamam böcekleri ile aynı ortamı paylaşır ve genel özellikleri diğer hamam böcekleri ile aynıdır.
Oryantal hamam böceği böceğinin kendine has bazı özellikleri vardır ve bu özellikleri ile diğer hamam böceklerinden ayrılır. Kara Fatma (ORYANTAL HAMAM BÖCEĞİ) nemli ve rutubetli yerlerde yaşar. Oryantal hamam böceği böceğine baktığımızda şu özelliklerini görürüz.


Oryantal hamam böceği adından da anlaşıldığı gibi kara bir renktedir.
Oryantal hamam böceği böceğinin dişisinde kanat ve kabuk örtüsü yoktur.
Erkek karafatmada ise sırt kısmında sert kabuk ve örtü bulunur.
Karafatma böceğinin baş kısmındaki antenleri oldukça uzun bir yapıdadır.
Oryantal hamam böceği böceğin de diğer böceklerde olduğu gibi 6 adet ayağı vardır ve bu sayede çok hızlı hareket ederler. Karafatma böceği beslenmesine ve yaşadığı yere bağlı olarak farklı boy ve yapıdadır. Genel olarak Karafatma böcekleri 3- 5cm civarındadır.
Karafatma evlere ve iş yerlerine farklı şekillerde gelir. Genel olarak Karafatma ev ve iş yerlerine şu şekilde gelir.
Açık bırakılan kapı ve pencereden içeri girebilir.
Duvar yarık ve çatlaklarından içeri girer.
Karafatma pis su akarından ve lağım suyundan içeri girer.
Karafatma dışarıdan alınan herhangi bir eşya ile evlere kadar gelebilir.
Kara Fatma yaşam alanımıza ulaştığında burada bulduğu her türlü besinleri yer. Kara Fatma çok pis bir haşeredir insanların yediği ve yemediği her türlü besinleri yerler. Evde açıkta bırakılan sebze, meyve ve yemeklerden beslenir ve beslenirken de bu besinler üzerine dışkı, salya ve yumurtasını bırakır. Karafatma bünyesinde bulunan mikroplar bu besinlere bulaşır ve bu besinleri bozar. İnsanlar bu besinlerden tükettiği zaman zehirlenir ve birçok mikrobu kaparak hastalanır. Karafatma bazen bir defa çiftleşmesi kendisine ömür boyu yeter bazen de her yumurta döneminde yeniden çiftleşme olur. Kara Fatma bir defasında 300 - 400 kadar yumurta bırakır. Karafatma yumurtasını evin kenar kuytu bölgelerine dağınık bir şekilde bırakır.
Karafatma ile mücadele için mutlaka ilaçlama şirketi ile çalışın. İlaçlama şirketi olarak her türlü böcek ve haşere ilaçlaması ile yanındayız. Karafatma ilaçlaması için şirketimizden detaylı bilgi alın ve ilaçlama için randevuda bulunun. Karafatma ilaçlamada hem sıvı ilaçlar kullanılır hem de jel ve tarzı ilaçlar kullanılır.

 

 

--

Pire (Siphonaptera) takımı içinde yer alan bir haşeredir. Pire insanlar ve hayvanlar üzerinden beslenir ve sürekli üzerinde bulunduğu canlıdan kan emer. Pire yapı olarak çok küçük bir hayvandır. Genel olarak Pire kanatsız, küçük ve kan emerek beslenen bir parazittir. Pire yaşama ortamı olarak sıcak havaları tercih eder. Soğuk havalarda Pire haşeresi çok nadir bulunur. Pirenin boyu ve yapısı türüne bağlı olarak değişir. İnsanlar ve hayvanlar üzerinden beslenen Pire türlerinin özelikleri farklıdır. Bitkiler üzerinden beslenen ve su Piresinin yapısı ise daha da farklıdır. İnsanlar ve hayvanlar üzerinde yaşayan Pire çeşitlerinin boyları genel olarak 1 - 12cm arasında değişir. Pirenin bedeni altında toplamda 6 ayağı bulunur ve Pirenin ön ayakları arka ayaklarına oranla daha kısadır. Bu özelliği sayesinde Pire çok yükseğe ve uzak mesafeye kadar zıplayabilir. Genel olarak bir Pire kendi boyunun 250 katı kadar zıplayabilir. Pire paraziti genel olarak sıcakkanlı hayvanlar üzerinde bulunur ve bunların kanını kullanır. Soğukkanlı hayvanlar üzerinde Pire canlısına rastlamak mümkün değildir. Pire beslenmesinde hem hayvansal besinleri kullanır hem de bitkisel besinler ile beslenir. Pire haşeresinin ayak yapısı çok güçlüdür ve ayakuçlarında canlıya tutunma çengelleri bulunur. Bu sayede Pire üzerine geçtiği canlıya rahat bir şekilde tutunur. Pire besin bulduğunda ve iyi bir şekilde beslendiğinde günde ortalama olarak 18 yumurta bırakır. İnsanlar ve hayvanlar üzerinden beslenen Pire yumurta bırakmak için mutlaka kan emmeye ihtiyaç duyar. Pire insanlar ve hayvanlar arasında sürekli dolaşır. Bunun için Pire insanlar ve hayvanlar arasında birçok hastalığın yayılmasına neden olur. Pire insanı ısırdığı zaman ısırılan yerde kızarma, kaşıntı, kabarma ve acı his edilir. Pire ısırması ile insana bulaşan belli başlı hastalıklar şunlardır. 1 - Humma hastalığı 2 - Dizanteri 3 - Alerjik hatalıkları 4 - Veba hastalığı 5 - Tifüs hastalığı 6- Ateşli hastalıklar 7 - Cilt hastalıkları 8 - Tular emi hastalığı gibi birçok hastalığın yayılmasının en önemli sebebi bu haşerelerdir.
Pireler insana birçok hastalık bulaştırdığı için ve sürekli insanları ısırıp kanını emdiği için bunlardan kurtulmak gerekir. Pirelerden kurtulmanın en etkili yolu ilaçlama iledir. İlaçlama şirketi olarak sizleri Pire, haşere ve böceklerden korumak için 7 gün 24 saat sizlere ilaçlama hizmeti sunmaktayız. Pire ilacı olarak dışarıdan ilaç almak ve ne olduğu belli olmayan kimyasal maddeleri kullanmak doğru değildir. Pire ilaçlamasını kesinlikle ferdi olarak yapmayın ve korsan çalışan kişilere yaptırmayın. Kullanacağınız yanlış ilaç ve ilaçlama yöntemi sizlere ve çevrenize zarar verebilir.  Bu bakımdan ilaçlama konusunda uzman olan ilaçlama şirketimize ulaşmanız sizleri bu sıkıntınızdan kurtaracaktır. İnsanlara zarar veren belli başlı Pire çeşitleri aşağıdaki gibidir.

 

İNSAN PİRESİ                                      
İnsan Piresi genel olarak tozlu ve pis ortamlarda bulunur. İnsan Piresi insanlar ve hayvanlar üzerinde bulunur ve bu canlılardan beslenir. İnsan Piresi kendi vücut ısısını üzerinde yaşadığı canlının vücut ısısına ayarlar. İnsan Piresi yapı olarak diğer Pirelerden daha ufaktır. Bir insan üzerinde bulunan İnsan Piresi günde ortalama olarak 4 -5 defa kan emer. İnsan Piresi kan emdikten sonra insan üzerinden ayrılır ve yumurta bırakmaya çekilir. İnsan Piresi insan dışında diğer hayvanlara da geçebilir. Bir İnsan Piresi yaklaşık olarak günde 15 - 20 kadar yumurta bırakır.

KEDİ PİRESİ                                       
Kedi Piresi adından anlaşıldığı gibi genellikle kediler üzerinde rastlanan bir Pire çeşididir. Kedi Piresi insanlar üzerinde fazla bulunmaz genellikle insandan kan emdikten sonra insanı terk eder. Kedi Piresi kendi vücut ısısını kedinin vücuduna göre ayarlar ve genellikle kediler üzerinde bulunur. Kedi Piresi çok çabuk ve hızlı ürediği için çok kısa zamanda evi istila eder. Kediler sürekli dış ortama gidip geldiği için dış ortamdan kedi üzerine Pire bulaşır. Kedi üzerine bulaşan Pire kedi sayesinde ve işyerlerine kadar gelir ve bu ortama yerleşir. Kedi Piresinden kurtulmak için kediler ve hayvanlar veteriner kontrolünden geçirilir. İş yerleri ve ev ortamları ise ilaçlama şirketleri tarafından ilaçlanması gerekir.

KÖPEK PİRESİ                                      
Köpek Piresi diğer Pire çeşitlerinden daha büyük yapıda olan bir Pire çeşididir. Köpek Piresi hem köpekler üzerinde hem de diğer yaban hayvanları üzerinde bulunur. Köpek Piresi insanlara bulaşması durumunda birçok hastalıkları insana taşır. Bu bakımdan çok dikkatli olmak gerekir. İnsan üzerinde insan Piresi, kedi Piresi, köpek Piresi olmak üzere birçok Pireye rastlamak mümkündür. Köpek Piresi ile mücadelede çok farklıdır. Köpek üzerinde ve evcil hayvanlar üzerinde Pire varsa evdeki hayvanlar mutlaka veteriner kontrolünden geçirilmeli ve veteriner hekimin verdiği ilaçlar kullanılmalı. Pirenin bulunduğu evcil hayvan barınakları, evler ve işyerleri mutlaka ilaçlama şirketi tarafından ilaçlatılması gerekir.

PAMUK PİRESİ
Pamuk Piresi diğer Pire çeşitlerinden farklı olarak insanlar ve hayvanlar üzerinde değil de bitkiler üzerinde bulunan bir Pire çeşididir. Pamuk Piresi genellikle pamuksu kozası olan bitkilerin kozaları içinde yaşar. Pamuk Piresi besin olarak bu bitkilerin taze aksanlarını kemirir ve taç yapraklarını yer. Çiftçilikle uğraşan kişilere oldukça zarar verir. Bu bakımdan Pamuk Piresi çok zararlı olan bir haşeredir. Pamuk Piresi ile mücadele için mutlaka uzman ilaçlama şirketlerinden destek alın ve ilaçlama isteyin. Pamuk Piresi ilaçlamasında kullanılan ilaçlar farklıdır bu bakımdan ilaçlama yapmadan önce şirketimizden bilgi alın ve profesyonel destek isteyin.                                    

 

--

SİVRİSİNEK

Sivrisinek, (Culicidae) familyasından dişileri kan emerek yavrularını besleyen böcek türlerine verilen ad.

Bir sivrisinek basitçe, baş, gögüs, ve karın kısmından oluşur. Başının iki yanında antenleri vardır. Erkek sivrisinekler, dişileri kanat çırpma seslerinden tanıyabilirler. Göğüs kısmında kanatları ve 3 çift ayakları bulunur. Karınları ise onlara kendi ağırlıklarından fazla kan emme şansı tanıyacak biçimde esnek bir deriye sahiptir. Böylece şişerler ama patlamazlar. Kan emerek beslenen "sivrisinek" çok mükemmel bir pompalama mekanizması kullanır: Başının içi, tümüyle kaslarla kaplı boşluklar şeklinde dizayn edilmiştir. Buradaki kaslar kasılıp gevşediklerinde sineğin borusunun iki ucu arasında 1-2 atmosferlik basınç farkı oluşur ve kan saniyede 5 metrelik bir hızla yükselmeye başlar.

Bu yüksek akış hızına rağmen sivrisineğin ne borusunda ne de başka herhangi bir dokusunda tahribat ve çatlama olmaz. Çünkü kanın geçiş yaptığı tüm dokular kanın bu hızı ve basıncına dayanabilecek yapıdadır. "sivrisinekler" vücutlarının altı katı kan emerler; bu 15 dakikada 300 mikrolitre kan demektir. Bu bir insanın aynı süre içinde 200 kilo su içmesine denktir. Tüm kan emiciler gibi, ne zaman kan emmeyi durduracaklarını söyleyen, sinir sistemine bağlı gerginlik algılayıcılarına sahiptirler.

Sivrisineklerin yaşamak için şekere, protein'e ihtiyaçları vardır. Bunu da bitki ve meyve sularından elde ederler. Kana ise yalnız dişi sivrisinekler muhtaçdırlar, çünkü dişiler yumurta üretirler ve bunun için kana ihtiyaç duyarlar.

Sivrisinek cilde en yakın olan damarı tespit ettikten sonra alt ve üst çene yardımıyla altı bıçaktan oluşan kesme sistemiyle deriyi derinlemesine keserler. Bu bıçaklardan birinden akıtılan sıvı dokuları uyuştururken aynı zamanda kanın pıhtılaşmasını engelleyerek kanın dişi sivrisineğin karnına doluşunu devam ettirir.

Sivrisinekler kan taşıdıkları için hastalık bulaştırma riskleri vardır. Örneğin sarı humma, fil hastalığı ya da sıtma gibi parazit hastalıklarını taşıyabilirler. AIDS'e sebep olan HIV virüsü ise bu canlılarda gelişme ortamı bulamaz. Virüsler sivrisinekler tarafından taşınmaz.

Sivrisinekler yaşamlarını dört evrede tamamlarlar. Yumurta, larva, pupa ve ergin dönem. Bunlardan ilk 3 dönem suda tamamlanır. Sivrisinekler doğru bilinenin aksine kışın da hangi evrede olursa olsun yaşayabilir.

Yumurtadan çıkan sivrisinek yavrularının (pulpa), büyüme evrelerini tamamlayabilmeleri için küçük bir su birikintisine ihtiyaç duyar. Bu, çamurlu bir yağmur suyu, bataklık, çeltik, havuz suyu ya da teneke kapta birikmiş bir su olabilir. Ancak durgun sular sivrisineklerin tercih sebebidir. Çünkü bu sular, içerdikleri fotosentez yapabilen bitki öbekleri sayesinde, oksijence zengindirler.

Sivrisinek yumurtaları su bulunan her ortamda gelişebilirler, ancak bazı şartların sağlanması gerekir: Yumurtadan çıkacak olan larva, yetişkin bir sinek oluncaya kadar farklı evreler geçirecektir. Her evrede de yavru sineğin farklı ihtiyaçları olacaktır. Kuraklık ve aşırı sıcak da yumurtaların gelişimini engelleyebilir. Bu yüzden anne sivrisinek doğacak yavruların tüm gelişme evrelerini rahatça tamamlayabilecekleri bir ortam bulmak zorundadır. Dişi sivrisinek, karnının altında bulunan alıcı bir anten sayesinde, toprağın nem ve sıcaklık bakımından yumurtalarını bırakmaya uygun olup olmadığını tespit edebilir.

Sivrisineklerin çiftleşmesi havada uçarken gerçekleşir. Erkeğin dişisini havada tutmak için kullandığı kıskaçları vardır. Fakat erkekler erişkin bir sivrisinek olana kadar, yani kısa yaşamlarının ilk 24 saati boyunca çiftleşemezler. Çünkü bu süre içinde antenleri henüz kurumadığından sağırdırlar. Bu yüzden dişilerin kanat seslerini -yani çiftleşme çağrılarını- duyamazlar.

Sivrisineklerde işitme yeteneği çok gelişmiştir. Erkeğin kafasından çıkan 2 tane küçük ve tüylü antende bulunan çok sayıda duyu hücresinden meydana gelmiş "Johnston organı", ses dalgalarının titreşimlerini alır ve ayırt eder. Bu tüylü duyargalar yalnızca dik durumdayken ses titreşimlerine karşı duyarlıdırlar.

Dişi sivrisineğin kanatlarından çıkan ses erkek sivrisineği etkileyen en önemli faktördür. Dişinin kanat sesleri, erkeğin antenindeki reseptör hücreleri titreştirir ve sivrisineğin beynine elektrik sinyallerini gönderir. Dişiler kanatlarını erkeklerden daha hızlı çırparlar ve dişinin kanatlarından çıkan titreşimler erkeklerde çiftleşme isteğini artırır.

Sivrisinek sürüsünün içine düşen bir dişi, erkeklerden biri tarafından farkedildiğinde, erkek sivrisineğin cinsel organının yanında bulunan özel kıskaçlarla tutulur ve çiftleşme genellikle havada bazen de yerde gerçekleşir. Çiftleşmeden sonra erkek, sürüsüne geri döner ve bir süre sonra da ölür.

Çiftleşme gerçekleştikten sonra dişi sivrisinek, erkeğin spermlerini özel bir kesede muhafaza ederek, haftalar boyu döllenmiş yumurta yumurtlayabilir. Bir dişi bir defada 200-400 arası yumurta yumurtlar. Dişi sivrisinek çiftleşme anından itibaren kan emmeye başlar, çünkü yumurtalarının gelişebilmesi için kana ihtiyacı vardır.

Larva döneminde bir kurtçuk şeklindeki canlı,pupa döneminde koza şeklini alır. Ilık, durgun ve 60 cm'den sığ sularda gelişebilir. Ergin hale geldikten sonra 2-3 km.uçarak ortalama 2 ay kadar hayatta kalabilir. İçinde su olan lastik, kova,boru,inşaatlar, havuzlar ve lağımlar gelişmek için uygun ortamlardır.

Akşam üstü görülern sivrisinek sürüleri erkeklerden oluşmaktadır. Sivrisinekler genelde alacakaranlık zamanlarında uçarlar.

Pek çok doğal düşmanları vardır. Kurbağalar, balıklar, kertenkeleler, bukalemunlar, kuşlar, yarasalar ve böcek larvaları sivrisinek ve larvalarıyla beslenirler.

Günümüzde sivrisineklerle mücadele için kimyasal ve fiziksel pek çok metod kullanılmaktadır. Ancak çok basit ve hızlı üremeleri nedeniyle etkin bir mücadele ile lokal temizliği mümkündür.

 

 

--

Tahta Kurusu

Tahtakuruları çok sayıda ve çok çabuk ürer. Tahtakurusu ile mücadele etmek çok zordur. Tahtakurusu ile mücadele profesyonellik ister. Tahtakurusu ilaçlamada en etkili ve kalıcı çözüm bir ilaçlama firması ile çalışmaktır. İlaçlama şirketi olarak bizim ile irtibat sağlamayın tüm haşere ve böcek sorunundan kurtulun. Tahtakurusu ilacı dışarıdan alınmaz, Tahtakurusu için kullanılan ilaçlar sıvı ilaçlardır. Kesinlikle Tahtakurusu için jel ve benzeri ilaçlar kullanılmaz. Tahta kurusu yapı olarak vücudu Altan ve üsten basık bir yapıdadır. Tahta kurusu vücudunda toplamda 6 adet ayak bulunur ve ayaklarında bir çok çengel bulunur. Bu sayede Tahta kurusu insanlar ve hayvanlar üzerinde rahat tutunur. Tahta kurusunun baş kısmında 2 adet antenleri bulunur ve Tahta kurusunun gözleri ise çok ufaktır. Tahta kurusu parazitinin boyu beslenmesine ve türüne bağlı olarak değişmektedir. Genel olarak bir Tahta kurusu parazitinin boyu 2 - 3mm kadardır. Tahta kurusu haşeresinin karın kısmı bedenine oranla büyük bir yapıda ve Tahta kurusu karın torbası iç içe geçmiş katmanlı ve esnek bir yapıdadır.
Tahta kurusu tüm sıcakkanlı hayvanlar üzerinde bulunur. Tahta kurusu üzerinde bulunduğu insan ve hayvandan günde 3 - 4 defa kan emer. Tahta kurusu her kan emişinde karnı şişene kadar kan emer.Tahta kurusu besin bulamadığı zaman ve beslenmeden 1,5 - 2 yıl kadar yaşayabilir. Tahta kurusu kan emdiği canlıyı değiştirir. Tahta kurusu bir canlıdan kan
Tahta kurusu bünyesinde kan bulundurduğu için öldürülünce veya ezilince çok pis kokarlar. Tahta kurusu gece aktif olup genellikle gece beslenir ve insanları gece daha çok ısırır.
Tahtakurusu evlere farklı yollarla bulaşır, genel olarak Tahta kurusu kedi, köpek, kuş ve diğer hayvanlar ile gelir.
Tahta kurusunun ısırdığı yerde kabarma, kızarıklık, kaşıntı, çıban şeklinde şişlikler görülür.
Tahtakurusu iyi beslendikten sonra çiftleşir ve yumurta bırakır. Tahtakurusu yumurtasını genellikle kenar kuytu bölgelere, parke ve döşeme altlarına, duvar ve taban çatlaklarına, mobilya içlerine, bodrum ve çatı arasına bırakır.
Yumurta bıraktıktan sonra Tahtakurusu tekrar canlı üzerine geçer ve kan emer. Tahtakurusu her yumurta döneminde 100'lerce yumurta yapar.

TAHTA KURUSU İLE FERDİ MÜCADELE

Tahta kurusu ile ferdi mücadele çok zordur. Başarılı olmaz, profesyonel uygulayıcı için kolaydır. Barındığı ve ürediği yerler dikkatle ilaçlanırsa kolayca yok edilir. Karyolaya, çekyata, dolaplara, duvarlara, koltuklara komple kalıcı etkili ilacı yeterli dozda atmak gerekir. kısmi ve ferdi mücadele başarılı olmaz. Kalıcı(Reziduel), yuvasından çıkarıcı (Flash auth), buharlaşan Koku çıkarıcı (Fumigasyon) etkili ilaçlarla mücadele edilir. Ergin yumurta bırakmış olması durumunda, yumurtadan çıkanlar için 20. günden sonra ilaçlama tekrarlanmalıdır.

--

Tatarcık küçük kanatlı bir hayvan türüdür. Sinekler içinde incelenen tatarcık yapı olarak sivrisineğe benzer. Fakat tatarcığı sivrisinekten ayıran belli başlı özellikleri vardır. Tatarcığın bedeni üzerinde ufak tüycükler bulunur ve mat bir renge sahiptirler. Tatarcık renk olarak sarımsı bir renktedir. Sivrisineklerin üzerinde tatarcıkta olduğu gibi tüy bulunmaz. Ve sivrisineğin rengi parlaktır. Tatarcığın bedeninin üstünde 2 çift kanadı bulunur ve çok uzun mesafe uçabilirler. Tatarcık küçük kanatlı bir hayvan türüdür. Sinekler içinde incelenen Tatarcık yapı olarak sivrisineğe benzer. Fakat tatarcığı sivrisinekten ayıran belli başlı özellikleri vardır. Tatarcığın bedeni üzerinde ufak tüycükler bulunur ve mat bir renge sahiptirler. Tatarcık renk olarak sarımsı bir renktedir. Sivrisineklerin üzerinde Tatarcıkta olduğu gibi tüy bulunmaz. Ve sivrisineğin rengi parlaktır. Tatarcığın bedeninin üstünde 2 çift kanadı bulunur ve çok uzun mesafe uçabilirler. Ayakları bedenine oranla uzun bir yapıda olan Tatarcıklar insan ve hayvanlar üzerine konduğunda hiç his ettirmezler. Ancak insanı soktuğunda verilen acı tatarcığı hissettirir. Bedeninde toplamda 6 adet ayak bulunur. Tatarcıklar dünyanın her yerinde ve her ülkesinde rahatlıkla bulunurlar.
Tatarcık sineği türüne ve beslenmesine bağlı olarak farklı boy ve yapıda olabilmektedir. Genel olarak Tatarcık sineğinin boyu 2 - 5mm kadardır.
İnsanlar tarafından pek önemsenmeyen bu sinekler insana hastalık bulaştırmada etkin rol oynarlar.
Tatarcık sineği beslenebilmek için mutlaka insanlar ve hayvanlardan kan emer. Tatarcık gece daha çok aktif olup beslenmesini genellikle gece yapar. Tatarcık sineği gündüzleri ise çok pasif olup kenar kuytu yerde dinlenerek geçirir.
Tatarcık beslenmesinde meyve ve sebze sularlını kullanır ve ayrıca insan ve hayvanlardan kan emerek beslenir.
Tatarcık sineğine her ortamda rastlamak mümkündür fakat genel olarak şuralarda görülür. Pis lağım sularının aktığın yerlerde,  hayvan ağıllarında, mağaralarda, çamurlu alanlarda, ağaç kovuklarında, pis ortamlarda, evlerde, depolarda, suyun ve nemin olduğu her yerde rastlamak mümkündür.
Tatarcık sineği eve girdiğinde gündüzleri evin kenar ve kuytu kısımlarında saklanırken geceleri de aktif olup saldırır ve beslenir. İnsan ve hayvandan kan emdikten sonra 2 - 3 gün içinde yumurta bırakır. Tatarcık sineği yumurtasını genellikle sulu ve nemli ortama bırakır.
Tatarcık sineği sürekli insan ve hayvandan kan emdiği için birçok mikrobun taşıyıcısıdır. Tatarcık sineği bu bakımdan insanlar için oldukça tehlikelidir.
Tatarcık sokması ile insana bulaşan hastalıklar şunlardır.
Tatarcık humması
Bağırsak kurtları
Tavuk hastalığı
Bağırsak parazitleri
Ateşli hastalıkların
Şark çıbanı gibi birçok hastalığın temel sebebi Tatarcık sineğidir.

 

Tatarcık sokmasında insanda ısırılan yerde şişme, acı, kaşıntı ve iltihaplı akneler oluşur. Tatarcık sineğinin ısırmasından sonra insanda iştahsızlık, kabızlık, şiddetli ateş, halsizlik, mide bulantıları, baş eklem ve kas ağrıları gibi belirtiler görülür.

aka profesyonel destek alın.

 

En etkili yöntem sisleme ve boyama yöntemleridir.

Tatarcık ilaçlaması ilaçlama firmaları tarafından yapılırsa çok etkili olur. Bireylerin kendilerinin yaptıkları ilaçlamadan alınan sonuç pek etkili değildir. Bu yüzden muhakkak profesyonel bir ilaçlama şirketinden destek alınız.